Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamını, sözlerini ve iz bırakan anlarını kronolojik bir yolculukla keşfedin→
Cunda Adası Hakkında Bilgi Sahibi Olabilirsiniz.→
Fanzin ve Hikaye Paylaşma Platformu→


Müzik Üretimi Müzik yapımı, prodüksiyon, kayıt ve bestecilik üzerine paylaşımların yapıldığı bölüm.

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu  Yanıtla
 
LinkBack Seçenekler Görüntüleme stilleri
19 Mayıs 2026, 12:29   #1
Çevrimdışı
Mezarkabul
Varsayılan Çetin YZ Müzik - Kıyamet



Apokaliptik bir münafık pusu atmış
Hurma ağaçlarının gölgesinde

Ölüm çocukça oyun
Çocuk ölümün kucağında
Çocuğun kucağında ölü bir dünya



Şıklattı parmağını tanrı
Kuruldu kainat

Ve yine şıklattı parmağını tanrı
Kursağına et konuldu kulların

Dudağını sıyırırken kan izi bulaştı bileklerine
Bakire adaklar adamayı öğrendi insanoğlu

Bir sonraki kurban çocuklar oldu

Ve bir kere daha şıkladı parmak

Istırapla körüklenmiş ateşte pişirip toprağı ve suyu
Kutsal kaselere doldurup
Soyu tükenmiş dinozorların uyluk kemiğiyle ezerek
Ve havayla bağını keserek ihtişamlı mabetlerde
Dehlizlerin rutubetinde kurutup
Göğe doğru yükseltti insanoğlu
Bütün elementlerin mertebesini

Sonra
Kendi elleriyle göğe yücelttiğine taptı insanoğlu
Kitaplar yazdı
Kutsallık bahşetti adına

Bir tek ezilenin ağzında var oldu Tanrı
Ezenin ağzında sakız
Çok kullanıldı
Çabuk unutuldu

Sonra esnemeyi öğrendi insanoğlu

Gerinmeyi

Gevşemeyi

Unutmayı

Umursamamayı

Ve utanmamayı

En çok da
Bir şey olmamış gibi yaşamayı

Ve sonra
Yirmi bir gün dinlendirilmiş
Paha biçilmezliklerle marine edilmiş
Et konuldu kursağına kulların
Ceplerine azamet

Dudağını sıyırırken kan izi bulaştı
Beyaz gömleklerinin manşetlerine



Ve gün oldu
Yıllar yıllandı
Çağlar çağladı
Yenildi Tanrı kulları
Tanrı evladı şeytana
Çünkü ayak uydurmuştu her kulu Tanrı evladına


Ve sustu sonra tanrı
Şıklatmıyor artık parmağını

O bile kesti umudunu



Vakit o vakit

Gün o gün

Şakağımda bir ferman
Yürü diyor bana yürü

Madem ki
Doğdun
Yürü

Madem ki
İğreti yollardan geldin
Eğreti yollarda yürü

Ve gömül hayatın kör rahmine
Gömül ki
Seninle birlikte yok olsun insan soyu



Ve ben
Ben Tanrının sıradan bir kulu
Sağanak yağmurlarda yıkıyorum
Adem ve Havva'nın soyu kuruyasıca torunlarının kefenlerini

Meshediyorum çöl kumlarında
Kutsal surlardan dökülen
Kızgın yağlarda pişmiş etlerini


Enfiye kutusuna doldurup parmak kemiklerini
Destur diyerek
Yeniden ölümün sancısını alıyorum avuçlarıma



Atımın çürük etini keserek
Biileyledim kılıcımı az evvel
Kıvılcımlar çıktı
Daha da aydınlandı gün

Önce küf sıyrıldı kılıcımdan
Sonra pas
Artık koyabilirim kınına



Velhasıl hazırım artık yola çıkmaya

Düştüm kavimler göçünün kuyruğuna



Madem ki yürü denildi
Sonuna kadar yürüyeceğim

Ramak kaldı sona

Ya çocuklar yaşayacak ben öleceğim
Ya ben öleceğim çocuklar yaşayacak
İstemem! Eksik olsun!
Tahtlarınız, şanınız, sahte zaferleriniz!
Bir tek onurum yeter bana
Yalnız ölsem de eğilmem asla!
  Alıntı
Yeni Konu  Yanıtla

İçeriği Sosyalleştir


Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 konuk)